14 Haziran 2015 Pazar

Tif ve Tondu, Şok Luvr'da






Tif ve Tondu, 
Şok Luvr'da
(Choc au Louvre)
Kitap 09 / Dupuis / 1966
Çizen; Will, Senaryo; Rosy
Türkçe çeviri ve düzenleme; SToktan







İki kafadar bu sefer de şüpheli bir trafik kazasının şahidi olur ve bununla birlikte, ortaya çıkan soru işaretlerinin karşılıklarını bulmak için harekete geçmek zorunda kalırlar. Tahmin edilebileceği üzere, bu taşın altından da kedi gibi dokuz canlı kötü adamımız Bay Şok çıkacaktır.

               [ HAYDi  LUVR'A ]             

Dostlarımız sevenlerini yine meraklı bir maceraya sürükleyecekler kendileriyle birlikte. Valla ben işimi yaptım, o maceradan da yeni döndüm, şimdi sıra sizde... :)


10 yorum:

  1. Tif ve Tondu'nun bir sayısına daha kavuşmamızı sağladığın için çok teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de sağol Mehmet bey, çevirmek bile çok eğlenceli oluyor kafadarları. :)

      Sil
  2. İlginç bir yayın anlayışı var ülkemizde, çok eski yıllarda bile örneğini gördüğümüz Spirou'yu hiçbir yayınevi tamamlayamamış. Yabancı dildeki sayılarına bakıp bakıp imreniyoruz. Yayınevleri bir yayından da kar etmese ne olur denmez tabi de hiç kimsenin ömrü yayınları sağlıklı takibe yetmiyor malesef. Balonlama blogları çıkmasaydı çoğu yayını duyamayacaktık bile. Çok değerli işler yapıyorsunuz, nadiren de olsa balon silme kolaj tarama gibi çalışmalara katılarak bir nebze de olsa çorbaya tuz atmaya çalışıyorum. Sana ve bu bloğu olan tüm dostlara göülden teşekkürlerimle.
    Melih41..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin doğrusu, ben de hep düşünmüşümdür; yapamayacaklarsa niye bu işe girerler? Çok mu para kazandırıyor acaba? diye, verecek bir cevap da aklıma gelmemiştir. Geçmişteki koca bir dağ oluşturan felâket baskılar bir yana, bugün bile almayı düşündüğüm kimi serileri 'acaba tamamlanır mı?' endişesiyle bekletiyorum. Finalini görmeden almaya cesaret edemiyorum. Eskisi gibi kör tüketici de değiliz artık, kimi yayınları içini kontrol etmeden, kapağına bakarak almak da mümkün olamıyor çünkü hâlâ kötü dizgi, kötü çeviri örneklerine bazı yayınevlerinde rastlamak çok mümkün.

      Eh, pazar dar olunca, rekabetçilik ve daha kalitelisine erişme gibi kapitalist düsturlar da işe yaramıyor. Hâl böyle olunca da iş başa düşüyor senin de dediğin gibi Mehmet bey... :)

      Sil
    2. İş iyi ki başa düşüyor üstadım. Senin gibi Türkçe'ye hakim bir kişinin çevirilerini ile böyle güzel naif eserleri okumak gerçekten haz veriyor bizlere.
      işin yayın kısmına gelince ucundan kıyısından edindiğim bilgilere dayanarak özellikle frankofon dediğimiz ekolün yayınlarını basmak telif açısından maliyetliymiş Örneğin YKY'nin bastığı Red Kit'lerin kendini kurtarması için her sayının( 3 sene önceki kurdan hesaplarsak) yaklaşaık 4000 adet satması gerekiyormuş. Bu da kabul ederseniz ülkemiz şartlarında büyük bir rakam.
      Lakin daha düşük telifli işler neden basılmaz onu anlayamıyorum. Aslına bakarsanız Çizgili Düşler, Büyülü Dükkan, Demirbaş, Prestij, Yılmaz gibi yayıncıların yaptığı işlerde beni cesaretlendirmiyor değil..Ama en büyük engel bence telif..
      NEyse çok uzattım Ukalalığım için özür dilerim. Sizi çok ama çok seviyorum

      Saygılarımla
      Okan

      Sil
    3. Yüreklendirici güzel sözlerin için teşekkür ederim Okan bey. Özellikle geçmişimizden özlemler taşıyan bu mizahî frankofonların yeri gerçekten başka bizler için. O kalitesiz halleri ile bile bizi bu kadar etkilemişken, geç de olsa, ekranda da olsa orijinal güzelliğini yakalamak bir mutluluk kaynağı hepimize. Gerçi bir arkadaş bu çalışmaları indirdikten sonra, baskılarını alıp, kitaplığına dizdiğini söylüyordu bir süre önce ya... Bu da bir yöntem tabi. Zorlu ve pahalı bir iş te olsa, elde okuma imkânına sahip olmak için yapılmayacak bir şey değil. (İlk çevirdiğim Yohan ile Tif ve Tondu'yu ben de basmıştım yazıcımda, uzun uğraşılar sonunda. :) )

      Frankofonların telif hakları ile ilgili söylediğin doğru. Özellikle de klâsikleri çok pahalıya mâloluyormuş. O nedenle zaten Tenten, RedKit, Asterix gibi ağır toplar YKY ve Remzi gibi güçlü yayıncılar tarafından basılabiliyor. Çizgi Düşler, Desen, BilgeSu, Flaneur gibi cesaretli yayınevlerini de desteklemek bizlere kalıyor şimdilik.

      Sil
  3. Hani kötü karaktere empati yapma eğiliminde olanlar vardır ya, her ne kadar onlardan olmasam da, bu Şok'tan fena halde elektrik alıyorum nedense. Herhalde Tif ve Tondu'da sık sık karşımıza çıkmasının bir nedeni de çok sayıda okuyunun da Şok'u sevmeleri olsa gerek. Elektrik Şokundan evladır ne de olsa.. :)

    Yeni sayı için çok teşekkürler Süheyl..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Hattâ 1997'de 47. kitapla son bulan seri, Will ve Rosy de rahmetli olmasına rağmen, Dupuis tarafından yine ayağa kaldırıldı geçen sene ama bu sefer Mösyö Choc ile... "Knightgrave Hortlakları" ilk sayıydı. 1. dünya savaşı sırasında, bay Şok'un gençlik yıllarıyla hikâyeye girdiler. Nefis bi'şi, devamını dört gözle bekliyorum... Yani o elektrikle çarpılan tek sen değilmişsin... :)

      Sil
  4. "Taşların bile lezzeti vardır!", abi bu seri müthişmiş, acil hepsini indirip okuma lazım, ellerine sağlık, harbiden tam benlik :)

    fındıkfındık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tif ve Tondu'ya yeni başlıyor olmak bir şans gerçekten. Aynı lezzeti ben de alabilmek isterdim. Sen de sağol, afiyet olsun... :)

      Sil